Yayınlanan: New Age

Swadhistana – Sakral Çakra

Swadhistana – Sakral Çakra

Adı: Sakral Çakra, Cinsel Çakra, seks çakrası, ikinci çakra, su çakrası, haç çakrası.

Sanskritçe: Swadhistana (swa; kendi, adhisthana; mekân)

Bulunduğu yer: Cinsel organların üstündedir, kuyruksokumu bağlantılıdır.

Rengi: Turuncu (kendi yaptığım çalışmalara göre sarı)

Elementi: Su

Mantrası: Vam

Etkilediği organlar: Karaciğer, dalak, bağırsaklar, böbrekler, mesane, kan, yumurtalık, prostat ve testis ile üreme organlarına bağlıdır.

Etkilediği salgı bezleri: Cinsel salgı bezleri

Duygusu: Arzulamak

Yeteneği: Yaratıcılık

Burcu: Akrep

Gezegeni: Plüton

Sayısı:6

Dönüş yönü: Erkeklerde saat yönünün tersi, kadınlarda saat yönünde hareket eder.

Afirmasyonu: Duygusal olarak hissediyorum.

Dengesizleştiği zaman oluşan duygular: Suçluluk, bencillik, içe kapanıklık, kıskançlık, sabırsızlık, isteksizlik.

Dengesizleştiği zaman yol açtığı psikolojik sorunlar: Kontrol sorunu, bağımlılık, çok çalışma, eğlenmeme, duygusal olarak olumsuz etkilenme, seksüel problemler, erken boşalma, cinsel soğukluk, öz güven eksikliği.

Dengesizleştiği zaman yol açtığı fiziksel sorunlar: Cinsel organ hastalıkları, dalak sorunları, kalça bölgesinde yağlanma, vajinismus, cinsel organ ağrıları, kalça ve bel ağrısı gibi sorunlar yaşanır. İlgili organlarda büyüme, şişme, yara, kanser oluşabilir. Behçet hastalığına yol açabilir. Karaciğer ve böbrek hastalıklarını tetikler.

Olması gereken hızı: 30 saniyede 6 dönüş.

Olması gerekenden fazla hızı: 30 saniyede 6 dönüşten fazla.

Olması gerekenden az hızı: 30 saniyede 6 dönüşten az

Duyu organları: Tat alma

Aroması: Yasemin, gül ve sandal

Değerli taşı: Dumanlı kuvars, sarı sitrin, güneş taşı, sarı topaz, zirkon

Notası: Re

Dengeleme müziği: Akıcı, ritmik ve kıvrak melodiler.

Yiyecekleri: Turuncu renkli her meyve ve sebze, kuruyemişler, tüm sıvı gıdalar ve içerecekler, ayrık otu, katırtırnağı, keten tohumu

Faydalı olan aktiviteler: Sanatsal çalışmalarla ilgilenmek, zevk veren hobilerle uğraşmak, tempolu yürümek, meditasyon yapmak, spor yapmak, yoga yapmak, bol su içmek, dengeli bir cinsel yaşam sürmek, sık banyo yapmak, yüzmek, ayakları suya koymak.

Zararlı olan aktiviteler: Aşırı hareketlilik, stres, çok düşünme ve planlama, yapmacık tavırlar, başkasına zarar verecek çalışmalar yapma, negatif büyü ile ilgilenme.

İhtiyaçları: Hassasiyet, seksüel enerji, yaratıcılık, duygular, mahremiyet, deneyimsel zevk, sirkülâsyon.

Özellikleri:

İkinci çakramız saf bilginin enerjisini taşır. Bu saf bilgelik akıl ile ilgili değildir. Yaratıcı ve içseldir. Kendi varlığımızın, bedenimizin ve gizlenmişliklerin ortaya çıkmasını sağlayan saf bir idrak enerjisini içerisinde barındırır. Birey olma, kimlik kazanma, kendi farkındalığına varma, içsel yolculuk yapma, bilinçaltı derinliklerini keşfetme, derin düşünce, öze ulaşma özelliklerine sahiptir. Yönlendirilmemiş, ön yargılarla kirletilmemiş, yalan ve yanlış bilgiyi barındırmaz. Bu nedenle kişisel, orijinal ve yaratıcıdır.

Cinsel kimliği ve cinsel arzuları, bastırılmış herkes bu saf bilgiden uzaklaşır. Cinsel yaşamın düzensizliği sonucu da saf bilgi, ortaya çıkmaz. Kadim kültürlerde cinsellik bastırılmaz, şekillendirilmez ve özgür bıraktırılırdı. Bir başkasına zarar verilmediği sürece cinsellik ile ilgili tabular yoktu. Erkeğin ve kadının rolleri keskin hatlarla çizilmemiş ve üzerinde bir baskı unsuru yoktu. Cinsel enerji kontrolü için farklı egzersizler, ritüeller kullanılırdı. İnsan bedeni yüceltilmiş, kadın bedeni kutsanmıştı. Dünyadaki herhangi bir yer ya da yapıt değil, insan bedenleri birer mabetti. Saf bilgiye, kirlenmiş akıl ile değil, bireyin kendi öz enerjisi ile ulaşılırdı. Maddenin de ötesindeki bilgiye bu sayede ulaşılırdı. Kendini dönüştürme yolculuğu da bu yüzden sakral çakramızda başlar. İstek enerjisine sahip olduğu için, yaşama dair her arzu için, bu çakramızın dengede olması gerekir. Arzu olmazsa, hareket meydana gelmez, hareket olmaz ise dönüşüm meydana gelmez. Yaşam enerjisinin en hareketli olduğu bu çakramız da bize gerekli değişim enerjisini sağlar.

Kadim toplumların, altın çağ döneminden demir çağı dönemine geçmesi ile birlikte, insanın dönüşümü de olumsuz yönde olmaya başladı. Kadim toplumların yerini güce odaklanmış, egemen olma aruzu içerisinde olan toplum yapısı geldi. Kadının bedeninin kutsanması unutturuldu ve aşağılandı. Erkek ve kadın rolleri keskin hatlarla çizildi. Cinsellik aşağılık, basit ve çirkin olarak gösterilmeye başlandı. İnsanların kendi bedenlerinden utanması sağlandı.

Cinsel hayata dair büyük tabular oluşturuldu. Özel bilgilerin sahibi rahiplerin cinsellikten tamamen uzak olması gerektiği inancı yerleştirildi. Eğer manevi anlamda güçlü olunması isteniyorsa cinselliğinin olmaması gerektiği dikta edildi. Cennete ulaşmak için kadın ve erkek kendi bedenini sakınmalı, üreme dışında cinselliği kullanmamalıydı.

Toplumların savaşması ile fiziksel gücün önem kazandığı dönemlerde, kadın daha da aşağılandı ve kendi cinselliği artık erkeğin hâkimiyetine girdi. Toplumsal olarak dışlanma için cinsel öğeler yeterliydi. Kadın, kadına ait özellikleri taşımalı, erkek erkeğe ait özellikler taşımalı, kadın ve erkek bedenleri gizlemeli, evlilik dışı cinsel ilişki yaşanmamalı ve yaşanılan cinsel ilişki şehvetten uzak olmalıydı. Kendi kendini cinsel olarak tatmin etme bile günah kabul edildi. Eski doğa dinleri, kadının ve erkeğin bedenini kutsal kabul ederken, cinselliği yüceltirken, yeni ortaya çıkan dinler insanın doğuştan günahkâr olduğunu, cinsel organlarının daha önce olmadığını, cennetten kovuldukları zaman cinsel organlarının oluştuğunu ve bundan utandıklarını anlatmaya başladı. Artık belli şartlar dışında her türlü cinsel eylem, sapıklık, sapkınlık, yasak, anormal ve günah kabul edilmeye başladı.

Binlerce insan kendi cinselliklerini yaşamak istediklerinde toplumdan uzaklaştırıldı, tutuklandı, işkence gördü hatta öldürüldü. Kolektif bilincimize, DNA’larımıza cinsellik ile ilgili her türlü negatif kod işlendi. Ailelerimiz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız, sevgililerimiz ve eşlerimizde aynı olumsuz kodları tekrara etti. Çünkü saf bilgiden uzaklaşan, bireyselliğini kaybeden, yaratıcı olmayan her birey kolay kontrol edilebilirdi. Korkutulan, sindirilen yok sayılan herkese istediğinizi yaptırabilirsiniz. Bilinçaltı her türlü bilgi ile şekillenebilir. Bir kişiye elmayı öğretebilir, şeklini rengini yapısını nasıl yenmesi gerektiğini anlatabilirdiniz. Eğer Elma yenmemesi gereken günah sayılan yiyeceklerden biri olarak gösterirseniz elma artık günah ve yasak bir meyve haline gelir. Kırmızı olan her meyve zehirli derseniz insanlar kırmızı elmanın zehirli olduğunu sanır. Hangi bilginin kabul görmesini sağlarsanız, insanlar için o bilgi doğru olur ve o bilgiyi gerektirdiği şekilde yaşar. Yanlış bilgiler, korku ile büyümeye ve sağlamlaşma devam eder. Saf bilgi ise, bir başkasının bilgisinden etkilenmez. Yanlış, çirkin, olumsuz, eksik, günah değildir af bilgi olduğu gibidir. Saf bilgi muazzam bir güç oluşturur. Saf bilgi ile yapılamayacak hiçbir şey yoktur. İmkânsızlık ortadan kalkar.

Eğer egemen bir güç olmak isterseniz yapmanız gereken saf bilgiye ulaşılmasını engellemek olmalıdır. Eski demir çağı toplumları da aynen bunu yaptılar. Bununla yetinmeyip, saf bilgiye ulaşma yollarını da engellediler. Kitapları yok ettiler, sakladılar, kütüphaneleri yaktılar, tapınakları yıktılar. Deriye, eşyalara duvarlara işlenmiş bilgileri yok ettiler. Sembollerin anlamlarını değiştirdiler. Kendi istediklerine uymayan, engel olan ya da engel olabilecek her türlü, bilgiyi şeytansı olarak lanse ettiler ve buna ilk bilgiyle başladılar. Kadın şeytana uydu ve erkeği günaha sürükledi. Günah işleyen insanların cinsel organları çıktı, utandılar ve cennetten kovuldular. Doğan her çocukta günahkâr olarak doğdu. Cadılar, şamanlar, paganlar şeytan elçileri diye tutuklandı, canlı canlı yakıldı. Günümüzde bile cinselliğe dair basit şeyler yüzünden insanlar işkence görmekte ve taşlanarak öldürülmeye devam etmektedir.

Kendi cinselliği yanlış bilgilerle şekillenen hiç kimse dönüşemez, kendini dönüştürmeyen hiç kimse de bir başka şeyi dönüştüremez. Hayatımızı iyi anlamda dönüştürebilmenin saf bilgisi de kendi içimizde ne kadar bastırılsa bastırılsın, o enerji hala orada duruyor. Kadim kültürlerde cinsel enerjinin sağlıklı bir şekilde bedenimizden akması için yapılması gerekenler ve yapılması gerekenler hakkında bilgiler bellidir. Çocukların cinsel ilişkiye girmeleri uygun değildir. Çocuklar öğrenme döneminde cinsel oyunlar oynayabilir. Cinselliği, erkek ve kadın bedenini tanımaları gerekir. Ritüeller de işlenen cinsel sahneler, tiyatro oyunları ve spor aktiviteleri ile bunların öğrenilmesi sağlanmakta, mabetlerde cinsel enerjinin kullanımı öğretilmekteydi. Yetişkin bir kişinin bir çocukla cinsel ilişki kurması yasaklanmıştır. Çocuklar iradeden yoksundur. Kendi isteklerinin ne olduğunun farkında olmadıkları için, çocuklara yönelik her türlü cinsel eylem, şiddet sınıfına girer.

Hayvanlar ile cinsel ilişki yasaklanmıştır. İnsan ve hayvanın farklı enerjilere sahip olması nedeniyle, insanın ve hayvanın enerjisi bozulur. Fiziksel, ruhsal ve kadersel olarak olumsuz olarak kişiler etkilenir. Yine hayvanlar iradeden yoksundur. Bu nedenle bir insanın, bir hayvana cinsel olarak yaklaşması şiddet olarak kabul edilmiştir. Taciz ve tecavüz sınıfına girdiği için yasaktır. İnsan, insan ile hayvan, hayvan ile cinsi münasebet yaşamalıdır. İnsanlar cinsel deneyimler için çok fazla partner değiştirmemelidir. İki insanın bedensel olarak bir araya gelmeleri gibi görünse de temelde, enerjiler, duygular, düşünceler, yaşamlar birleşmektedir. Bu önemli paylaşım herkesle yaşanmamalıdır. Sevgi enerjisi bu cinsel enerji ile birleşmelidir ki bedendeki enerji tıkanıklıkları ortadan kalkabilsin. Sevgisiz ve özensiz her cinsel ilişki olumlu enerji akışlarının tıkanmasına yol açar.

Manevi yönde ilerlemek için, dünyevi olan pek çok şeyin kullanılması uygun bulunmamıştır. Hayvan eti yemek, çok fazla yemek yemek, çok fazla aydınlıkta kalmak, hareketsiz kalmak, maddi hayata olması gerekenden fazla değer vermek, enerji akışlarını engellemektedir. Aynı şekilde fazla cinsel ilişkide dünyevidir. Manevi yolda ilerlemek isteyen kişiler cinsel perhizler yapmalı, cinsel enerjinin birikmesi sağlanmalı ve bazı ritüellerle bu cinsel enerji, manevi gelişim için kullanılmalıdır.

Cinsel enerji sadece cinsel ilişki ile ilgili değildir. Gülmek, güldürmek, dans etmek, doğa ile ilgilenmek, insanlara sevgi ile dokunmak, yaratıcı faaliyetlerle ilgilenmek, resim, heykel, müzik yapmak ya da onları izlemek ve dinmek cinsel enerjinin sağlıklı akmasını sağlar.

Sakral çakra arzular tarafından yönetilir. İçgüdüsel olarak acıdan kaçınma ve zevk alma enerjisi tarafından beslenir. Cinsel arzunun kaynağını da bu özellikleri oluşturur. Çocuksu bir özelliği vardır, saf ve yaratıcıdır. Bu özellikleri sayesinde bizim ilham kaynağımız olur. Bu ilham ruhani enerjilerden beslenir. Sakral çakranın bu zıt özellikleri nedeniyle büyük bir enerji alanı oluştururuz. İçgüdü, cinsel arzu ve saflıkla gelen ruhani ilham sürekli olarak çatışma halindedir. Dünyevi arzularla, ilahi farkındalığa ulaşma arzusu çelişkilerin oluşmasına neden olur. Bu durum bizim için hem avantaj hem de dezavantajdır. Saf bilgi ile yaratılmış insan, ilahi sistemle olan bağını hiç koparmadan yaşama başlar. Her an ilham ile beslenir ve yaratıcılık her geçen gün biraz daha gelişir. Bilinen âlem ile bilinmeyen alem arasında bir köprü göveri görür.

Yaşam ilerledikçe arzular ve cinsellik üzerine dünyevi bilgiler ile dolmaya başlar. Saf bilgi yerini kirli ve karmaşık olan bir bilgi yığınına bırakır. İçsel olarak ürettiği bilgi ile yeni bilgiler çelişmeye başlar. Yaş büyüdükçe saf olan bilgi çok derine gömülür ve unutulur. Duygusu kalsa bile duygunun kaynağı artık çok altlardadır. Kirli bilgi sürekli olarak gelişmekte olan insanı olumsuz olarak etkilemeye devam eder. Arzuları ve cinselliği üzerine özgürlüğünü kaybettiği için saflığını, yaratıcılığını ve ilhamı da kişi kaybetmeye başlar. Bu kayıp bir yok oluş değildir. Enerji olması gereken yerde durmaktadır bir gün yeniden çıkarılmayı ve büyümeyi bekler.

Kadın ve erkek için atfedilmiş rol davranışları, çarpık toplumsal etik kurallar, din bilgisi, aile için belirlenmiş kurallar ve yetişkinlerin çocuklar üzerindeki istismarı bu kirli bilginin kaynağıdır. Afrika’dan, Amerika’ya, Avrupa’dan Asya’ya kadar dünyanın her yanı bu kirli bilgilerle doludur. Kendi özgür seçimlerinin dışında bir başkası tarafından öğretilmiş ve uygulanmaya zorlanmış her bilgi kirli bilgidir. Bizler zaten kendi yaşamımıza ve evrensel plana uygun şekilde saf bilgi ile geliyoruz. Buna ek olarak dışarıdan gelen her bilgi saf bilgiyi bozmaktadır. Daha fazla bilgi ruhani ilham sayesinde akmaya devam edeceği içinde öğrenmeye devam edeceğiz. Fakat en başta yapılan hatalar ruhani ilhamında önünü tıkadığı için yeni ve saf bilgi bize ulaşmamakta ya da ulaşsa bile kirli bilginin içinde anlamsızlaşmaktadır. Yetişkinlerin fiziksel ve ruhsal olarak çocuklar üzerinde kurduğu istismar ise büyük travmalara yol açar. Yavaş yavaş değil bir anda sakral çakra dengesizleşir ve istismara uğrayan kişi kendi çabaları ile düzeltmeye çalışmadığı sürece daha fazla zarar alarak yetişmeye devam eder.

Cinsel taciz ve tecavüz, fiziksel şiddet; cinsiyetine ya da cinselliğine dair psikolojik baskı bu yıkıcı travmalardır. Ayıp, yasak, çirkin, günah diye belirlediğiniz her şey yarar yerine zarar vermekten başka bir şey değildir. Bugün ayıp olan çok eskiden ayıp değildi ya da çok sonraları ayıp olmayacak. Bugün günah dedikleriniz daha önceleri günah değildi ya da uzun yıllar sonra artık günah olmayacak. Dünyevi üretilen her bilgi o zamana ve o topluma göre doğrudur. Mutlak doğru ya da gerçeğin kendisi değildir. Bugünün doğru bildiğiniz yalanları için kendi varlığınızı tutsak etmenizin hiçbir anlamı yok.

Kadim uygarlıklar cinsel enerji ve saf yaratım enerjisi arasında ilişkiyi çözmüşlerdi. Hem günlük hayatta hem de ruhani çalışmalarında bu bilgiler ile hareket ederlerdi. Kimlikleştirme kendi içlerinde yoktu, cinsiyetin ve cinsel yönelimin önemi sıfırdı. Önemli olan birey ve onun kendi içsel ürettiği bilgiye göre yaşamasıydı. Cinsel enerji bekletilerek büyük bir enerjiye dönüştürülür ve yaşam için kullanılırdı. Boşalmadan cinsel tatmin, cinsel oruç ve tek eşlilik cinsel enerjiyi kontrol etme yöntemlerinin başında geliyordu. Bastırılmış, yok sayılmış, korkunç kötü olarak görülmüş cinsellik ise bizi biz yapmanın ötesinde toplumun ya da toplumu yöneten kişilerin bizi kontrol etmek için ürettiği bir anlayıştan daha fazlası değildir.

Cinsel çakra güzellikleri deneyimlememiz, daha konsantrasyon sahibi olmamız içinde dengede olması gerekir. Denge bozuldukça etrafımızda güzellikten çok sorun ve problem görürüz. Kindar oluruz kendimizi ve başkalarını bağışlamaktan uzaklaşırız. Dikkatimiz ve konsantrasyonumuz dağılır. Odaklanma ve istikrarlı olma konusunda başarısız oluruz.

Kerimali Doğacı, Ruhun 7 Kapısı Kitabından Alıntı.

Bir yorum Yaz